Herkesin vücudunda kanser hücresi vardır.
Bu kanser hücreleri birkaç milyar çoğalmadıkça standart testler de görünmezler Doktorlar kanser hastalarına tedaviden sonra vücutlarında artık kanser hücresi kalmadığını söylediklerin de bu yalnızca kanser hücrelerinin testlerde saptanmayacak düzeyde olduğu anlamına gelir.
Bu kanser hücreleri birkaç milyar çoğalmadıkça standart testler de görünmezler Doktorlar kanser hastalarına tedaviden sonra vücutlarında artık kanser hücresi kalmadığını söylediklerin de bu yalnızca kanser hücrelerinin testlerde saptanmayacak düzeyde olduğu anlamına gelir.
Kanserli hücrenin vücuda ve hücrelere verdiği en büyük zarar ise sağlıklı hücrenin oksijenini alması, onları yutarak beslenip büyümesi. Sağlıklı bir hücreden sekiz kat daha fazla oksijenle beslenen kanser hücresi. Sağlıklı bir hücrenin oksijenini ve yaşam hakkını elinden alır. Sağlıklı hücre bu durumdan rahatsız olur. Kanserli hücrelerle savaşa girerler. El birliği ile kanserli hücreleri yok etmek için daha fazla oksijen isterler. Kişi eğer düzenli spor yapıyor, oksijeni bol ortamlarda bulunuyor, az ama yeterli besleniyor, şekerden uzak duruyorsa. Sağlıklı hücrelerin şansı artıyor ve davetsiz misafire git diyebiliyor.
Kanserli hücreler vücut da en fazla şekeri sever ve şekerle beslenir. Bu sayede daha çabuk ürerler ve hastalığın seyri hızlanır. Kişide devamlı yeme hissi uyandırıp-acıktırıp, kişinin çok sık yemek yemesi ile şenlik yaparlar. Kişide tatlı ve şekerli şeylere aşırı istek uyandırarak kendi geleceklerini garanti ederler. Yani ağzınızı tatlandırırken size hoşluk hissi verirken. Aslında kendi yaşamı ve yaşam alanını genişletip tüm organı, oradan da tüm bedeni kaplarlar.
İlk başta sinsice ilerlerken kişi hücrelerinde, bedeninde değişimi, harabiyeti bilmeden o hücrelerin beslenmesi için farkında olmadan. Her türlü izzeti ve ikramı davetsiz misafirine yapar. Onu besler büyütür, önünü açar, bazen de bile bile ona verdiği sinyalleri uyarıları dikkate almaz. Çevresinin uyarısı ve telkinlerini de göz ardı eder. Kendini tuhaf, yetersiz, hareket kabiliyeti azalmış veya vücudunun şekli şemalı bozulmuş olduğunu fark eder . Ama bunu ilk etap da yorgunluğa, uykusuzluğa, kötü beslenmeye bağlar. Bir süre daha davetsiz misafire daha iyi yerleşmesine, bedeninde istediği gibi yıkım ve tahribat yapmasına olanak sağlar. Her şeyden habersizce..
Artık tüm yaşamı kısıtlanıp ,ağrılar, sancılar başlayıp hayat çekilmez hal alınca uyanır. Bedenin de, hücresin de, evin de, kendine ait olan her şeyde bu davetsiz misafire git der. Ya da git demenin yollarını arar. Çok geçtir artık , çünkü kendi davet ettiği, ısrarla çağırdığı ,gelince de en güzel odasına yerleştirdiği bu davetsiz misafir. Artık onun yatak odasına yerleşmiş ve tapuyu da almıştır. İşte kanser hücresini kısa yolculuğu bu şekildedir...
Şimdi gerçek hayatta gelelim, topluma bakalım, toplumun anatomisini inceleyelim;
Toplum hayatında da zamana ve mekana bağlı çeşitli değişimler ve gelişimler olur. Bunlardan kiminin farkına varırız, kiminin farkına varmayız. Farkına vardığımız durum ise sorun yoktur. Kabullenir yaşarız. Ama aksi söz konusu ise bu kanserli hücrelerin toplum ve bizim içimizde ilerlememesi için çabalarız, karşı koyarız. Bazen de destek verir, zemin hazırlar ve propagandasını yaparız. Farkına varmadan , olmayacak, ilerlemeyecek ve olması, toplum hayatı ve insanlar için zararlı olacak şeylerin oluşumunda ya bizzat veya dolaylı görev alırız. Bu görevi yaparken , yemez içmez aşırı bir efor harcarız. Neden ve niçin yorulduğumuzu bilmeyiz. Çünkü bizce o rutin hayatımızın bir parçasıdır. Olması gereklidir, vazifemizdir.
Tabi ki bu durum kişiyi ve toplumu yormaya başlar. Kişi ruhunda , toplumda bir şeylerin iyi gitmediğini hisseder. Ama bunu doğal, olması gereken bir şey zanneder ilk etap da. Bu arada o farkın varmadan parçası olduğu o düzen . Kanserli hücrenin insan bedenine yaptığı şeylerin benzerini topluma da yapmaktadır. Bulduğu zemini iyi değerlendiren kanserli düzen sağlam temeller üzerine oturarak yıkıma başlamıştır.
Kişiler ve toplumlar son kurtuluş olarak içindeki kanserli hücreleri atmak, farkında olmadan içinde öbek, öbek oluşan ve yayılan bu beladan kurtulmak için çare harcamaya başlarlar. Tam kurtulmanın bir veya birkaç yolunu bulduğu an , yüksek dozda şeker takviyesi yapılır.
Toplum veya kişi bu geçici sarhoşluk içinde bir süre daha uyuşur. Kanserli toplum hücresi bu arada kişilerin bilinçlerine ,ruhlarına hatta hücrelerinin içine girmiş. Oksijenlerini kesmiş, onlar uykuda iken onları yutmuş. Genişlemiş büyümüştür.İçlerinde kalan birkaç sağlıklı hücre ise uyandıkların da karşılaştıkları kaos ne zaman ve ne şekilde olduğunu anlamamış, sadece kalan oksijenle yaşamaya çalışmıştır.
Hangi konumda kime neye hizmet ettiğiniz ,kimin çıkarını güttüğünüz , hangi akılda ve hangi ideoloji de olduğunuz hiç önemli değil. Önemli olan kanser hücresi olmamak bu topluma zarar vermemektir. Toplumu, insanları, en önemlisi de çocuklarımızı yutmayın. OKSİJENİMİZE ORTAK OLUP bizleri boğmayın. Bırakın güzel yurdum üstünde sağlıklı hücreler olarak yaşayalım. Bırakın rabbimizin nimetlerinden doyasıya tüketip rabbimize şükür etmek fırsatı bulalım. Bize ait yaşamlara, bize ait dünyaya gizlice sızmayın.
SEVGİ ÖZTÜRK
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder